Lütfen! Bırakınız Saçım Dağınık Kalsın!

Şu berber işi oldum olası canımı sıkar. Sıra beklemek, geyik muhabbetleri içimde sıkıntı yaratır. Çok berberim oldu bu yaşa kadar, sağ olsunlar beni memnun etmek için olmadık işler yaptılar ama beni hiç kesmedi. Benim için en iyi berber hep en eli çabuk berber oldu. Dolayısıyla erkeklerin böyle güzellik salonlarında ya da özel kuaförlerde saatlerce tıraş olmalarına mana veremem.

Son yıllarda gazetemizin eline çabuk berberleri Mehmet ve Cemal'le iyi anlaşıyorum. Daha selam verip, havalardan söz ederken işim bitiveriyor. Zaten ne olacak ki, ahı gitmiş vahı kalmış bir tutam saç. İki makas darbesi, iş bitiyor. 'Bırak dağınık kalsın' durumu yani.

Fakat geçen gün çok merak ettiğim için Ulus mevkiinde 'Salon Veysel' diye bir yere gittim. Öyle bir yer ki, hani anlatmak zor gerçekten. Bir kere tıraş olduğum koltukta, bir gün önce Mehmet Ağar bey oturup saç tıraşı filan olmuş. Düşünsenize hangi politikacının koltuğuna gücümüz yeter de, şöyle bir oturup kalkabiliriz? O yüzden keyfini çıkardım bir saat bile olsa, o koltuğun sıcaklığı iyi geldi bana. Bayağı rahatmış, insan iyi yayılıyor, gevşeyiveriyor kısa sürede. Tabii içeride soluduğun hava da önemli. Çünkü burada, benden önce İbrahim Tatlıses, Tarkan, Tamer Karadağlı, Fatih Terim gibi bir devre adını yazdıran pek çok ünlü soluk almış, ense tıraşı yaptırmış. Bakmayın ense tıraşı dediğime, burada erkekler saç kesimi, bakımı, boya, badana, manikür, pedikür, cilt ve motor bakımı, solaryum yaptırdığı gibi çorap ve parfüm ihtiyaçlarını da buradan giderebiliyorlar. Tam bir torna tesviye durumu var yani burada.

Salon Veysel'in sahibi Veysel Şenel saç tıraşımla ilgilenirken, manikür sanatçısı Pınar hanım tırnaklarıma bakım yapıyor. Biraz utanıyorum, hayatımda bebekken annemin dışında ilk kez biri tırnaklarımı kesiyor zira. Tuhaf bir duygu. Bu arada Veysel beyle söyleşimize geçiyoruz.

Neden berber oldunuz desem...

Bu mesleğe çocukluğumdan beri bir yatkınlığım vardı. Ben 10 yaşında İstanbul'a geldim. Ardahan'dan buraya kaçarak geldim. Atladım trene Ardahan'dan Kars'a arabayla, minibüsle, oradan da trenle. Sonra işte iş aradım. Bir kıraathanenin sahibi bana iş verdi. Orada biraz çalıştım ve sonra baktım ki bana göre bir iş değil. Ve dedim ki ben mesleğimi buldum, berberlik yapacağım. Ve iki ay sonra 10 yaşında bu işi yapmaya başladım.

İlk önce Çağlayan'da bir berber dükkânında başladım. Çok iyi ustaların yanına denk geldim. Sonradan daha büyük yerlerde çalışmaya başladım. Mesela Nişantaşı'nda Demir vardı o zamanlar, çok önemli bir yerdi. Hatta İbrahim Tatlıses'i ta oradan tanıyorum. İbrahim Tatlıses ilk meşhur olduğunda, 'Ayağında Kundura' döneminde, ben küçüktüm. O zaman bizim ustanın müşterisiydi. İbrahim bey, şimdi bana geliyor. Zaman zaman konuşuruz, gözleri dolar. 'Bak nereden nereye ufacık bir çocuktun' diye. O geldiği zaman telaş olurdu.

Müşterileriniz genelde ünlüler, ne farkı oluyor onların tıraşında?
Hani onun saçını keserken özeldir, daha iyi keseyim diye bir şey hiçbir zaman yok. Ben işimi herkese nasıl yapıyorsam onlarla da öyle çalışıyorum. Ama gururu var tabii ki. O ayrı. İş ciddiyetimiz her zaman, herkese olduğu gibi hep devam ediyor, ama onların buraya gelmesini sağlamak, benim çok hoşuma gidiyor. Bizim ikinci bir alanımız var orası bay ve bayan. Dostlarım arkadaşlarım, beni seven bayanlar da geldiği zaman kıramıyoruz, cilt bakımı yaptırabiliyorlar. Ama saça daha derinlemesine bir şey istedikleri zaman onları öbür tarafa İstinye'ye gönderiyorum. Bir de Suadiye'de çok güzel bir yerimiz var. Çok şık bir salon. Orası tamamen erkeklere ait bir yer. Orada erkeklere bir insanın, bir erkeğin rahat edebileceği ne varsa sunuyoruz. Giren müşteri çıkmak istemiyor.

Kusura bakmayın ben berberden çok sıkılırım, orada ne var ki, erkekler girip de çıkmak istemiyorlar, geyşalar filan mı var?

Sıkılmadan, daralmadan, saçlarını kesip onları mutlu etmek bizim işimiz. Bu, terapi aslında. Burada gelip üç beş saatini geçiren müşterilerimiz var. Geldiği zaman saçını keseriz, manikürünü olur, pedikürü yapılır. Bundan 10-15 sene önce erkeklerin manikür, pedikür yaptırması bir olaydı. Bir utançtı. Aman görmesinler aman duymasınlar. Ne demek kadınların yaptığı bir şey derlerdi. Bugün benim salonlarımda dokuz manikürcü çalışıyor. İnsanlar manikür yaptırmak için birbiriyle yarışıyor. Ve bu gerçekten bir sağlık bir güzellikten ziyade. Ellerini, ayaklarını güzel görmesi güzel bir şey.
Söylemesi ayıp başıma ilk kez geliyor.

Bize gelseydiniz, hep yaptırırdınız. Bugün saçtan daha çok pedikür yaptırıyorlar. Bu ne kadar güzel bir şey düşünebiliyor musunuz?

Düşünemiyorum.

Ünlülerin berberi

Veysel Bey'in müşteri profiline bakınca, beni nasıl oldu da tıraş etti çok şaşırdım. Düşünsenize aynı taraklar ve makaslar bu kez bana çalışmış. Gururlanayım mı, hayıflanayım mı bilemiyorum. Sonuçta ben yine Mehmet ve Cemal kardeşlerimle devam edeceğim bu tıraş işine. İşte ünlülerden bazıları:
Tarkan, Kenan Doğulu, Tamer Karadağlı, Mehmet Ali Erbil, Acun, Fatih Terim, Kerem Alışık, Harun Tan, İbrahim Tatlıses, Okan, Emre, Arif, Sergen, Şenay Düdek, Osman Yağmurdereli, Mehmet Ağar, Orhan Keçeli, Hızır Tüzel.